Baba

Father

الأب / الوالد
Kavram1 makale

Açıklama

Türkçe

Sözlükte “baba” manasına gelen el-eb أب kelimesinin aslı أَبَوٌ olup sık kullanıldığından dolayı vâv harfi düşmüştür. Kelime “besledi, terbiye etti, himaye etti, babalık yaptı” manasına gelen e-b-v أَبَوَ fiilinden gelmektedir.

Kelime Formları— kelimeye tıklayarak ayetleri görün

KelimeBabSıyga
الأب
الوالد

İnceleme

Müellif:İbrahim Yıldız
Yayınlanma Tarihi:04.03.2022

EL-EB | ُالأب

Sözlükte “baba” manasına gelen el-eb أب kelimesinin aslı أَبَوٌ  olup sık kullanıldığından dolayı vâv harfi düşmüştür. Kelime “besledi, terbiye etti, himaye etti, babalık yaptı” manasına gelen e-b-v أَبَوَ  fiilinden gelmektedir. Araplar, bu fiili kullanarak فلان يأبُو هذا اليتيم إباوةً، أي يغذوه “Filan kişi bu yetime babalık yaptı yani onu besledi” derler. Buradan hareketle bir çocuğun biyolojik olarak dünyaya gelmesine sebep olan, onu besleyen, büyüten, koruyan ve terbiye eden kişi, أب “baba” olarak isimlendirilir. Baba ve anneye birlikte أبوان  denilir (Ḫalīl b. Aḥmed, Kitābu’l-ʿAyn, 1/53; Ezherī, Tehzību’l-Luġa, 15/601-602; el-Cevherī, eṣ-Ṣıḥāḥ, 6/2260; İbn Fāris, Mucmelu’l-Luġa, 1/85; Fīrūzābādī, Beṣāʾir, 2/113; Ṣāḥib b. ʿAbbād, el-Muḥīṭ, 10/449; el-Kebīsī, Mevsūʿa, 1/22).

أب “baba” manasının yanı sıra dede, amca ve öğretmen için de kullanılır. Fakat bu durumda kelimenin hangi manada kullanıldığına dair bir karine mutlaka bulunmalıdır. أب kelimesi, bir şeyin icadına, ıslahına ve ortaya çıkmasına sebep olan her şey için de kullanılır. Bu nedenle Hz. Peygamber’e أبو المؤمنين denilir. Bu manadan hareketle Hz. Peygamber’in eşleri de “mü’minlerin anneleridir.” (el-Aḥzāb 33/6). Ayrıca أب, kız erkek ayrımı yapılmaksızın en büyük çocuğuna göre kişilere künye olarak verilir; canlı veya cansız varlıklara nispet edilir (ʾIṣfehānī, el-Mufredāt, 7; Ebū’l-Beḳā, el-Kulliyyāt, 25-26; el-Munāvī, et-Tevḳīf, 25).

Kur’ân’da tekil, ikil ve çoğul şekillerde 117 kez geçmekte olup şu manalarda kullanılmıştır: 1. Baba (eṣ-Ṣāffāt 37/102; Meryem 19/42). 2. Dede, ecdat, atalar (el-Ḥacc 22/78; eṣ-Ṣāffāt 37/17). 3. Amca (el-Baḳara 2/133). 4. Muallim, mürebbi, âlim ve önder (ez-Zuḫrūf 43/22) (Fīrūzābādī, Beṣāʾir, 2/114; Ḥīrī, Vucūhu’l-Ḳurʾān, 50; Dāmeġānī, el-Vucūh ve’n-Neẓāʾir, 1/39; ʾIṣfehānī, el-Mufredāt, 7; Aḥmed Muḫtār, el-Muʿcemu’l-Mevsuʿī, 60; Münecced, et-Terādüf, 141).

EL-VÂLİD | ُالوَالِد

Sözlükte v-l-d ولد kökü “gerçek asıl, kaynak; soy, neslin delili” manasındadır. Bu nedenle الوالد “bir şeyin bir şeyden doğması, hâsıl olması” anlamına geldiği belirtilmiştir. Dolayısıyla الوالد bir çocuğun biyolojik olarak dünyaya gelmesine sebep olan kişidir (İbn Fāris, Muʿcem, 6/143; el-Kebīsī, Mevsūʿa, 1/22).

Kadın, çocuğunu doğurduğunda ولدت المرأة denilir. Bu fiilin müzekker ism-i fâili والد nesep açısından babaya, müennes ism-i fâili والدة fiil açısından anneye, tesniye formu olan والدان ise anne ve babanın her ikisine birden isim olarak verilmiştir (el-Cevherī, eṣ-Ṣıḥāḥ, 2/554; İbn Sīde, el-Muḥkem, 9/429). 

Kur’ân’da “baba” anlamında üç defa geçmektedir (Luḳmān 31/33; el-Beled 90/3). Yirmi bir âyette ise “anne ve baba” manasına gelen الوَالِدَانِ kalıbında kullanılmıştır. el-Baḳara sûresinin 233. âyetinde ise  مولود له formunda “baba” manasındadır. 

KARŞILAŞTIRMA

El-eb ve el-vâlid kelimeleri bir kişinin baba olduğunu ifade etme açısından aynı anlamda olsalar da aralarında bazı farklar bulunur. الولد, mutlaka bir velâdet (doğum) gerektirdiği gibi الوالد de doğum ile çocuk sahibi olan kişiye denilir. Bir erkek, doğum yoluyla çocuk sahibi olmadan الوالد diye isimlendirilmez. Ancak أب böyle değildir, çünkü أب ile ابن oğul arasında doğuma dayalı bir ilişkinin olmasına gerek yoktur. Araplar, aralarında biyolojik baba-çocuk bağı olmayanlara da ابو فلان “filanın babası” şeklinde künye verirler. Fakat bu manada والد فلان demezler. Dolayısıyla والد sadece kişinin öz/biyolojik babasına yani bizzat çocuğun doğumuna sebep olan kişiye verilen bir isimdir. Bu nedenle Kur’an’da baba anlamında sadece tekil formda kullanılmıştır (ʿAskerī, el-Furūḳu’l-Luġaviyye, 282; Yesūʿī, Ferāʾidu'l-Luġa, 1-2; Cezāirī, Furūḳu’l-Luġāt, 61). 

Kur’ân’da والد kelimesi, sadece hakiki manasında iken أب mecâzen amca, dede, uzak dede ve öğretmene de isim olmuştur. Bu nedenle والد kelimesinin çoğul formunun, أب kelimesinin çoğul formu gibi “dedeler veya atalar” manasında bir kullanımı yoktur (Münecced, et-Terādüf, 140-141; Muḥammed Vāʿiẓ Zāde v. dğr., el-Muʿcem fī Fıḳhi Luġati’l-Ḳurʾān, 1/182).

Sonuç olarak أب ve والد kelimeleri eş anlamlı olmalarına rağmen أب kelimesi genel, والد kelimesi ise özel bir mana taşımaktadır. Bu nedenle “Her والد bir أب’dir fakat her أب bir والد değildir.” denilebilir. Aralarındaki bu fark nedeniyle Kur’an’da anne babaya iyilik, şefkat ve ihsan edilmesini emreden ayetlerde والدان kelimesi أبوان kelimesine tercih edilmiştir (el-Baḳara 2/83; en-Nisā 4/135; el-İsrā 17/23; Luḳmān 31/14; Münecced, et-Terādüf, 142).

Geçtiği Ayetler

Baba kavramı 31 ayet-i kerimede geçmektedir

Bakaraالبقرة1 ayet
أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمْ ۚ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ ۗ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتَانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ ۖ فَٱلْـَٔـٰنَ بَـٰشِرُوهُنَّ وَٱبْتَغُوا۟ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمْ ۚ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلْخَيْطُ ٱلْأَبْيَضُ مِنَ ٱلْخَيْطِ ٱلْأَسْوَدِ مِنَ ٱلْفَجْرِ ۖ ثُمَّ أَتِمُّوا۟ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيْلِ ۚ وَلَا تُبَـٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَـٰكِفُونَ فِى ٱلْمَسَـٰجِدِ ۗ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَـٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿١٨٧
Meal:Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı, onlar sizin örtünüz, siz de onların örtülerisiniz. Allah, nefsinize güvenemiyeceğinizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklaşabilirsiniz. Allah'ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini böylece apaçık bildirir.
Âl-i İmrânآل عمران4 ayet
قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا ۖ فِئَةٌ تُقَـٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ ۚ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَـٰرِ ﴿١٣
قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً ۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَـٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًا ۗ وَٱذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَـٰرِ ﴿٤١
وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنِّى قَدْ جِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ أَنِّىٓ أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۖ وَأُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ وَأُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِى بُيُوتِكُمْ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿٤٩
رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِى لِلْإِيمَـٰنِ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ فَـَٔامَنَّا ۚ رَبَّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلْأَبْرَارِ ﴿١٩٣
Mâideالمائدة1 ayet
إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَـٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا ۖ وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ ۖ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى ۖ وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى ۖ وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى ۖ وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ ﴿١١٠
En'âmالأنعام2 ayet
لَّا تُدْرِكُهُ ٱلْأَبْصَـٰرُ وَهُوَ يُدْرِكُ ٱلْأَبْصَـٰرَ ۖ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلْخَبِيرُ ﴿١٠٣
وَمِنَ ٱلْإِبِلِ ٱثْنَيْنِ وَمِنَ ٱلْبَقَرِ ٱثْنَيْنِ ۗ قُلْ ءَآلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلْأُنثَيَيْنِ أَمَّا ٱشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ أَرْحَامُ ٱلْأُنثَيَيْنِ ۖ أَمْ كُنتُمْ شُهَدَآءَ إِذْ وَصَّىٰكُمُ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا ۚ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا لِّيُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَيْرِ عِلْمٍ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ﴿١٤٤
Yûnusيونس1 ayet
قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَمَن يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَمَن يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ ۚ فَسَيَقُولُونَ ٱللَّهُ ۚ فَقُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ ﴿٣١
Yûsufيوسف1 ayet
وَرَٰوَدَتْهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلْأَبْوَٰبَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ ۚ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ ۖ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحْسَنَ مَثْوَاىَ ۖ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ﴿٢٣
İbrâhîmإبراهيم1 ayet
وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَـٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ۚ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَـٰرُ ﴿٤٢
Nahlالنحل1 ayet
وَٱللَّهُ أَخْرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمْ لَا تَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۙ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿٧٨
Hacالحج1 ayet
أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَآ أَوْ ءَاذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا ۖ فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى ٱلْأَبْصَـٰرُ وَلَـٰكِن تَعْمَى ٱلْقُلُوبُ ٱلَّتِى فِى ٱلصُّدُورِ ﴿٤٦
Mü'minûnالمؤمنون1 ayet
وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ ﴿٧٨
Nûrالنور3 ayet
رِجَالٌ لَّا تُلْهِيهِمْ تِجَـٰرَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَإِقَامِ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءِ ٱلزَّكَوٰةِ ۙ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ ٱلْقُلُوبُ وَٱلْأَبْصَـٰرُ ﴿٣٧
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُزْجِى سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُۥ ثُمَّ يَجْعَلُهُۥ رُكَامًا فَتَرَى ٱلْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَـٰلِهِۦ وَيُنَزِّلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن جِبَالٍ فِيهَا مِنۢ بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَصْرِفُهُۥ عَن مَّن يَشَآءُ ۖ يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِۦ يَذْهَبُ بِٱلْأَبْصَـٰرِ ﴿٤٣
يُقَلِّبُ ٱللَّهُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَـٰرِ ﴿٤٤
Secdeالسجدة1 ayet
ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ ۖ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ ﴿٩
Ahzâbالأحزاب1 ayet
إِذْ جَآءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ ٱلْأَبْصَـٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلْقُلُوبُ ٱلْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠ ﴿١٠
Sâdص3 ayet
وَٱذْكُرْ عِبَـٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَـٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَـٰرِ ﴿٤٥
جَنَّـٰتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ ﴿٥٠
أَتَّخَذْنَـٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَـٰرُ ﴿٦٣
Ğâfirغافر1 ayet
فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَـٰرِ ﴿٥٥
Haşrالحشر1 ayet
هُوَ ٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ مِن دِيَـٰرِهِمْ لِأَوَّلِ ٱلْحَشْرِ ۚ مَا ظَنَنتُمْ أَن يَخْرُجُوا۟ ۖ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مَّانِعَتُهُمْ حُصُونُهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَأَتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا۟ ۖ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ ۚ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِى ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱعْتَبِرُوا۟ يَـٰٓأُو۟لِى ٱلْأَبْصَـٰرِ ﴿٢
Mülkالملك1 ayet
قُلْ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۖ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ ﴿٢٣
İnsânالإنسان1 ayet
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا ﴿٥
İnfitârالانفطار1 ayet
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ﴿١٣
Mutaffifînالمطففين2 ayet
كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ﴿١٨
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ﴿٢٢
Ğâşiyeالغاشية1 ayet
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ ﴿١٧
Kevserالكوثر1 ayet
إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلْأَبْتَرُ ﴿٣

Hızlı Bilgi

Kategori
Kavram
Kelime Formu
2
İlişkili Kavram
2
Makale
1
Geçtiği Ayet
31
Tüm Kavramlara Dön

Kavram Haritası

Yakın AnlamlıKelime Formu
الأب/الوالدBabaالآل/الأهلAileتَزَوَّجَ/نَكَحَEvlendiالأبالوالد